1. Haberler
  2. Sağlık
  3. Kardeş kıskançlığı doğal bir süreç!

Kardeş kıskançlığı doğal bir süreç!

featured
kardes-kiskancligi-dogal-bir-surec.jpg
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk – Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Lale Allahyarova, kardeş kıskançlığı ve bu süreçte ebeveynlerin dikkat etmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

Kıskançlık çevresel faktörlerle, çocuğun kendisiyle, mizacıyla ya da yaş aralığıyla ilgili olabilir! 

Kardeş kıskançlığının, neredeyse her görüşmede ailelerle gündeme alınan bir konu olduğunu ifade eden Dr. Lale Allahyarova, “Çünkü psikiyatrik bir rahatsızlık olmasa bile, farklı belirtilerle neredeyse her ailede görülebilecek bir durum.” dedi.

Kardeş kıskançlığını hayatın doğal akışında olması gereken bir süreç olarak tanımlayan Dr. Allahyarova, “Kardeşi doğana kadar ebeveynin sevgisini ve ilgisini tek başına alan çocuk, bunu birisiyle paylaşmak durumunda kalır. Çocuklar her zaman aynı tepkiyi vermez; kardeş geldiğinde ne tepki vereceğini belirleyen birçok faktör vardır. Bu faktörler çevresel olabilir, çocuğun kendisiyle, mizacıyla ya da yaş aralığıyla ilgili olabilir.” şeklinde konuştu.

1,5–3,5 yaş aralığındaki çocuklarda kardeş kıskançlığı daha sık görülüyor! 

Özellikle 1,5–3,5 yaş aralığındaki bir çocuğun, kardeşi doğduktan sonra kardeş kıskançlığı hissetme ihtimalinin daha yüksek olduğuna dikkat çeken Dr. Lale Allahyarova, “Bunun öncelikli sebebi, çocuklarda kalıcı hafızanın iki yaştan sonra oluşmaya başlamasıdır. Kardeşi olan bir çocuk, kendisine hiç bakım verilmemiş ve yeni doğan çocuğa hep bakım veriliyormuş gibi bir algıya sahip olabilir.” dedi.

Bu yaş aralığındaki bir çocuğun hâlâ ebeveynine bağımlı bir ilişki sürdürdüğünü ve ilgi, güvenlik, beslenme gibi ihtiyaçlarının ebeveyn tarafından karşılanmasına muhtaç olduğunu hatırlatan Dr. Allahyarova sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu ihtiyaçları daha fazla gereksinimi olan bir bebekle paylaşmak çocuk için zorlayıcıdır. Altı yaş ve üzeri yaş farkının olması da kardeş kıskançlığı için bir risk faktörüdür. Uzun zamandır tek başına sevgi ve ilgi alan bir çocuk, bunu uzun bir aradan sonra biriyle paylaşmakta zorlanabilir. Kardeş kıskançlığının daha az yoğun görülebileceği yaş aralığı ise iki kardeş arasındaki 4–5 yaş farkıdır. Ancak bu kesin bir belirteç değildir; ebeveyn tutumu ve çocuğun mizacı gibi birçok faktör süreci etkiler.”

Kardeş kıskançlığı doğal bir durum; önemli olan sağlıklı yönetilmesi! 

Kardeş kıskançlığı yaşayan çocukların tepkilerinin farklı olabileceğini dile getiren Dr. Lale Allahyarova, “Bazı çocuklar kardeşini görmezden gelerek, sanki yokmuş gibi davranabilir. Bu, hiçbir tepki olmadığı anlamına gelmez; duygularını ifade edemeyen bir çocukla karşı karşıya olabiliriz.” dedi.

Bazı çocukların kardeşine fiziksel şiddet uygulayarak, bazılarının ise ‘keşke gelmeseydin’ ya da ‘keşke kardeşim olmasaydı’ gibi sözlerle duygularını ifade edebildiklerine işaret eden Dr. Allahyarova, “Bu süreci yönetmek oldukça önemlidir. Kardeş doğmadan önce ve sonrasında ebeveynlerin dikkat etmesi gereken noktalar vardır. Kardeş kıskançlığı doğal bir durumdur; ancak çocuğun bu duyguyu sağlıklı bir şekilde işleyebilmeyi öğrenmesi gerekir. Aksi halde benzer rekabet durumlarını okulda ya da ileriki yaşamında da yaşayabilir.” açıklamasını yaptı.

Kıskançlığı yönetme sürecinde gerçekçi olunması gerekir!

“Kardeş doğmadan önce, tek çocukken çocuğu aşırı şımartmamak ve her istediğini yerine getirmemek önemlidir.” uyarısını yapan Dr. Allahyarova, gebelik planı varsa ya da gebelik mevcutsa, çocuğa bu durum hakkında bilgi verilmesinin ve çocuğu hazırlamanın önemli olduğunu aktardı.

Bu süreçte gerçekçi olunması gerektiğine vurgu yapan Dr. Allahyarova, şunları söyledi:

“Çocuğa, ‘sana bir oyun arkadaşı gelecek, birlikte oynayacaksınız’ gibi ifadeler yerine, ‘sen küçükken seni böyle besliyorduk, bezliyorduk; o da öyle olacak’ gibi somut ve gerçekçi açıklamalar yapılmalı. Kardeş doğduktan sonra büyük çocuğu kıskançlıkla etiketlemek doğru değildir. Çocuk ‘keşke olmasaydı’ ya da ‘nefret ediyorum’ dediğinde ayıplamak ya da suçlamak yerine dinlemek, anlamak ve ‘bazen ben de yoruluyorum, bazen ben de sinirleniyorum; bu sevmiyoruz anlamına gelmez’ mesajını vermek gerekir. Çocuğa, aynı kişiye karşı hem sevgi hem kızgınlık hissedilebileceği anlatılmalı.

Kıyaslamaktan kaçınmak çok önemli. ‘Sen büyüksün’ ya da ‘sen küçüksün’ gibi ifadelerle sorumluluk yüklemek doğru değil. Ebeveynler bile bu süreci yönetmekte zorlanırken, çocuğun bunu tek başına yönetmesini beklemek gerçekçi olmaz.”

Dengeyi korumak önemli! 

Çocuklar arasında kavga olduğunda ebeveynin cezalandırıcı ya da taraf tutan bir rolde olmaması gerektiğini kaydeden Dr. Lale Allahyarova, “Taraf tutmadan, ‘bu konuda anlaşmalısınız; ya birlikte oynayacaksınız ya da sırayla oynayacaksınız’ gibi yönlendirmeler yapılabilir. Gerekirse her iki çocuğa da eşit şekilde sınır konulabilir. Burada önemli olan dengeyi korumaktır.” dedi.

Bazen tüm doğru tutumlara rağmen sürecin zor ilerleyebileceğini de dile getiren Dr. Allahyarova, “Ebeveynler her şeyi doğru yapsa da her zaman istenen sonuç alınmayabilir. Ancak destek almak mümkündür. Kardeş kıskançlığı yaşayan bir çocuk için destek gerekip gerekmediği bazı durumlara bağlıdır. Çocuk duygularını bastırıyorsa ya da kardeş doğumundan sonra gerileme (regresyon) gösteriyorsa destek almak önemlidir. Örneğin tuvalet eğitimini tamamlamış bir çocuk altına kaçırmaya başlayabilir, tekrar bezlenmek isteyebilir, kendi başına yemek yemeyi bırakabilir ya da emzik isteyebilir. Bu durumlar çocuğun daha fazla ilgi alabilmek için geliştirdiği bir baş etme mekanizmasıdır. Aynı şekilde kardeşe yönelik şiddet davranışları da profesyonel destek gerektirebilir.” ifadelerini kullandı.

Amaç kıskançlığı bitirmek değil, çocuğa rekabetle sağlıklı baş etmeyi öğretmek! 

Bu süreçte ebeveynin küçük çocuğu büyükten koruyan ya da büyük çocuğu dışlayan bir tutum sergilememesi gerektiğinin altını çizen Dr. Lale Allahyarova, “Çocukların ilişkisi ebeveyn gözetiminde sürdürülmeli; ancak büyük çocuğa da sorumluluk verilerek ailenin bir parçası olduğu hissettirilmelidir. Örneğin bebeğin bezini getirmesini istemek ya da beslenme sırasında küçük görevler vermek bu açıdan faydalı olabilir.” dedi.

Psikiyatrik destek sürecinde ebeveyn tutumları üzerine çalışıldığı ve çocuk için oyun terapisi önerilebildiği bilgisini paylaşan Dr. Allahyarova, sözlerini şöyle tamamladı:

“Oyun, çocuğun dilidir. Çocuk ifade edemediği duyguları oyun aracılığıyla yansıtır. Bastırılan duyguların oyunda ortaya çıkması ve kabul görmesi, çocuğun gerçek hayatta da bu duygularla daha sağlıklı baş etmesini sağlar.

Burada amaç kardeş kıskançlığını tamamen ortadan kaldırmak değildir. Rekabet her zaman olacaktır. Önemli olan, bu rekabeti baş edilebilir düzeyde tutmak ve çocuğa ileriki yaşamında karşılaşacağı rekabet durumlarıyla baş etmeyi öğretmektir. Evdeki kardeşle yaşanan rekabet, aslında çocuğu hayata hazırlayan bir deneyimdir.”

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kardeş kıskançlığı doğal bir süreç!
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Kadına Dair Her Şey | Haber, Moda, Güzellik, Anne & Bebek, Yaşam Rehberi – VeBirKadın.com ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin
KAI ile Haber Hakkında Sohbet